Neredeyse herkesin işine gittiği
Çok az kişinin keyifle kahvaltısını yaptığı
Mecburen yaşanan saatleri vardır
Güne başladığında birçokları gibi
Sen de kaçışların hesabını yaparsın
Klişe bir söz dökülür dudaklardan
"Gitmem lazım Ankara'dan"
Öğlene kadar çoktan unutulur hayat telaşesinde
Akşam ise yine yorgunluk kritikleri
"Gündüz boş olsam gezerdim"
Dediğin yerleri vardır Ankara'nın
Ama gündüz boş olunca gezmezsin
Hep yoğunluktan eve kapandığından şikayet edersin
Kendine bile itiraf edemezsin
İşin düşüp gitsen bile
7.Cadde'de turlamanın seni dinlendirdiğini
Mecburen yaşanan keyifleri vardır
Annen gibi olur Ankara
En ufak kusuruna çok kızar, herşeyin en iyisini ondan beklersin
Uzağında kalırsan da burnun sürter, bir an önce kavuşmak istersin
Avm kirliliğinden şikayet eder
Avm'lerinden çıkamazsın
Düzgün bir kahvaltı yapamamaktan yakınır
Hep aynı köşeden simidini alırsın
Mecburen yaşanan tarzı vardır
O simitler hep sıcaktır
Kar tutmuş simidi satarken sıcak simit diye bağırır satıcılar
Ve evet, o elbise gerçekten de senin için en iyi seçimdir
Sürekli tekrarlanan indirimin son gününü kaçırmaman gerekir
Ayakkabıların muhakkak giydikçe açılacak
Siparişin kesinlikle yarım saate kadar gelecektir
Mecburen söylenen yalanları vardır
Adeta koca bir lunapark gibidir Ankara
Rollercoaster niyetine dolmuşa
Korku tüneli yerine taksiye binebilirsin
En prestijli yolunda koca koca kedi heykelleri
Her yerinde çok kısa zamanlarda yapılmış nadide battı çıktıları vardır
Belki de bu parkın gondolunda, otobüste karşılaşırsın
Belki Kızılay'da, belki Tunalı'da
Belki de okuldaki sıradan bir günde
Hayatının aşkını verir sana
Denizi olmasa da
O gün senin için alabildiğine mavidir Ankara
İşine gücüne rutin hayatına devam ederken
Birdenbire başını döndürüverir bir çift göz
Aklını alır, hayatı şeker pembe yapar
Zulüm diye kalkılan sabahlar çiçek bahçesi
Keyifsiz akşamlar bayram neşesi olur
O günlerde sevilen kıyafetlerin
Yeni favori mekanların
Vuslata gider diye gülümsediğin yolların olur
Mecburen sevilen hayatı vardır
Sonra o gün gelir
Ve prensesimiz kurbağayı öpmez
Şarkı da söylemiştir ya zaten
Ankara'da aşık olmak zordur
Dünyan yıkılır başına
Mecburiyetten yaşadığın yerlerde
Gördükçe kahrolur
Yolunu değiştirsen görmesen
Hasret çeker yok olursun
Dertleştiğin duvarların
Kardeş olduğun kaldırımların olur
Mecburen çekilen çilesi vardır
Gün gelir o hep dediğin şey olur
Çekip gidersin Ankara'dan
Memur şehri deyip kötülediğin
Mecburiyetten yaşadığın bu şehirden
Buruk ayrılırsın o gün
Annen gibi sevsin diye beklediğin memleket
Bir yabancı gibi gönderir seni
Gider dışarıda Ankara'yı özlersin
Öyle ya, mecbursundur yılların alışkanlıklarını özlemeye
Mecburi sevmeler başkentidir burası
Hayatı, yaşamayı, bir insanı burada sever
Ayrıldıkça üzülmeyi burada öğrenirsin
Yaşaması ayrı, uzak kalması ayrı olgunlaştırır
Mecbur kalmayı seversin...

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder