HOŞGELDİNİZ CİĞERİM!

Abi buyur çay çorba kahvaltı pide sulu yemeğim var abi.Ama açmaz dersen bizim usta acık manyaktır deli meli bişiyler yazar aşağılara onlara bak o arada çayın geliyo...

27 Kasım 2010 Cumartesi

O sessizlik...


Daha iyi anlıyorum şimdi annemin dediğini..."Ne yapayım,dört duvar ve ben oturduk televizyon seyrediyoruz."

Çoktandır dört duvarla ben başbaşa kalmamıştık.Hep vardı kafamda bişiler,kendimce bi koşuşturmanın içindeydim.İyi ya da kötü olaylarla hayat akıyor,ben de içinde kaybolup gidiyordum.

Ama geçen akşam bozuldu o ahenk...

Birdenbire bir sessizlik geldi...

O sessizlik...

Halbuki ne güzel çoktandır görüşmüyorduk onunla.Yıllardır her akşam hiç çekinmeden utanmadan misafirim olan,artık usanıp bıktığım,içimi yiyip kemiren o sessizlik tuttu geri geldi yine o salak misafirliğe...Ne işi varsa halbuki ne güzel alışıyordum ben?Püff...

Çok zaman olmuştu,bi sürü şey çıktı karşıma,ve ben uğraşmadım kendimle,bıraktım.Daha fazla incitmemeliydim kendimi.Ama o geçen akşam geldi ve ben gene yaptım aynı şeyleri işte...Duvarlara baktım,düşündüm uzun uzadıya,ihtimalleri canlandırdım gözümde,aklımdan tür çeşit olaylar,insanlar geçirdim...Sonra o geldi işte...Aslına bakarsan boşa kendimi sıkıyorum diyip dururken kendime,bir kere daha boş yere kendimi sıktım işte...Dört duvar ve ben,oturup geçmişi geleceği değerlendirdik,olayları hatırladık,olacakları tahmin ettik...Üzüldük sonra,canımız sıkıldı...Sonra ben yattım.Ama uyumadı dört duvar,dördü de sabaha kadar beyazdılar...Sırf,üzerlerindeki karaltıları göstermek için...

Benim içimdeki karaltılar da bir kez daha olduğu yerde hapis kaldı...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder